Sexin Vazgeçilmezi Cinsel Oyunlar
İlk bakışta, böyle bir ayrım biraz mekanik görünebilir. Çoğu kez bu aşamalar arasında kesin bir ayrım çizgisi yoktur. Birinden öbürüne geçiş çok yumuşaktır. Hatta bazen hiç bir ön oyuna gerek duyulmadan doğrudan doğruya birleşmeye geçildiği de olur. İşyerlerinde, parklarda ve genel olarak uzun süreli bir sevişmenin olanaksız olduğu yerlerde yapılan birleşmeler zorunlu olarak bu türdendir.
Yine de üç kısımlı sevişme şemasının bilimsel bir temeli olduğu kabul edilmelidir. Freud’a ve klasik psikanaliz teorisine göre cinsel eylemin verdiği haz ikiye ayrılabilir: (1) temas ve sevişmenin başlangıcında gerilimin sürekli olarak artmasıyla sağlanan “ön haz” ve (2) doyumun yani boşalma sonucu gerilimin azalmasının getirdiği “son haz”. Freud, öpüşme, sarılma, kucaklama gibi ön haz öğelerinin, çocuk cinselliğinin yetişkin yaşamında da sürüp giden uzantıları olduğunu söyler.
Bebeklerde ve çocuklarda cinsel haz, esas olarak cinsel organın dışında kalan erojen bölgelerden (ağız, makat, cilt yüzeyi) elde edilir. Daha sonra asıl haz kaynağı olarak cinsel organ öne çıkar ve diğer erojen bölgeleri kendine bağımlı kılar ama bunlar da ikincil haz kaynakları olarak varlıklarını sürdürürler. Freud’a göre, erojen bölgelerin uyarılmasından alınan ön hazın yetişkinlerin cinsel yaşamındaki işlevi, gerilimi yeterli ölçüde arttırarak sonunda doyuma (orgazma) ulaşılmasını sağlamaktır. Ancak Freud’un bu açıklaması, yine de kendi geliştirdiği haz ilkesi düşüncesiyle çelişmektedir. Buna göre insan davranışlarına yön veren temel ilke haz ve acı ikilemidir. Bu özellikle yaşamının ilk yıllarında kişinin içgüdüsel gerilimlerden kaynaklanan acı ve sıkıntılardan kaçınmasına yol açar. Ama Freud’a göre cinsel gerilim, diğer gerilim türlerinden farklı olarak acı değil, haz vermektedir.
Daha sonra, Freud’un öğrencilerinden Wilhelm Reich, bu görünürdeki çelişkiyi şöyle çözmüştür; birleşmeden önceki aşk oyunlarında bir gerilim oluşur; bu aşk oyunlarının ardından şu ya da bu biçimde bir doyum gelmediği takdirde, her gerilim gibi bu da sıkıntı ve acı verecektir. Ama doyumun sağlayacağı hazzın beklentisi yalnızca gerilim yaratmakla kalmaz, aynı zamanda az miktarda bir cinsel enerjinin oluşmasına yol açar. İşte bu cinsel enerjinin verdiği kısmi doyum ve büyük son haz beklentisi, başlangıçtaki gerilimin sıkıntısına ağır basar ve cinsel coşkuyu arttırır.
Reich, orgazmla sağlanan hazzın yoğunluğunun da, ön oyunlar sırasında cinsel organlarda ve bütün vücutta biriken cinsel gerilim miktarının büyüklüğüne bağlı olduğunu söylemektedir. Uyarılma ve gerilim ne kadar fazla, çıkılan doruk ne kadar yüksek ve düşüş de ne kadar şiddetli olursa, alınan haz da o kadar büyük olacaktır.
Öyleyse ön oyunlar cinsel yaşamda vazgeçilebilecek bir lüks, çiftleşme edimine insanların sonradan kattığı bir eklenti değil, doyurucu ve bütünsel bir cinselliğin zorunlu bir parçasıdır.
Eklenme Tarihi : 23.06.2010 12:50:12
Yorumlar